'how i wish, how i wish you were here...'
yeni aldığım siyah çantamın rengi, güneşten soldu. dert etmiyorum, aynı birkaç zaman önce, en sevdiğim ayakkabılarımın çıkmamak üzere kırmızıya boyanmalarını dert etmemem gibi.ayakkabılarıma yüklediğim anlam ne büyüktür. birgün bir kitap yazsam, hikaye anlatıcım ayakkabılarım olurdu. gözlerim ve zihnim pek çok detayı kaçırmış olabilir ancak ayakkabılarım, hiç zannetmiyorum.sorarsam söyleyemezler sanıyor olabilirsiniz, fakat, dil hislerle ilgili mevzularda her zaman yetersiz kalmıştır.bir yolunu bulurum, her zaman yaptığım gibi...
3 haftadır rüya görüyorum. rüya o ki, bir koca sırt çantası,birkaç şehir haritası,biraz para,bir de iyi dost alıp yanıma, atlayıp uçağa Madrid'e uçmuşum.1 gün hostelde kalıp,başkenti gezip tozmuşum.Madrid, bir başkent sıkıcılığında yaşayan bir şehir olarak aklımda yer edinmiş.Bir de ingilizce konuşamayan bir nüfus.Yine de sevmişim.Sonra dostla otobüse atlayıp, Ciudad Real'e,Almaden'e gitmişiz.Yolculuk boyunca ürpermiş durmuşum.Yolun sonunun varacağı yer ile ilgili kaygılardan gülsek mi ağlasak mı bilememiş; 'ya orada ingilizce konuşabilen sadece ikimiz varsak?hahaha...' demiş,sonra susup bir düşünmüş,acabalarla yine gülmüşüz..Almaden'e vardığımızda, esprilerimizin gerçekliğiyle yüzleşince,Barselona'ya kaçış planları içine girmiş, ancak paramız olmadığı için kuyruğumuzu kıstırıp, ispanyolca-ingilizce sözlüğümü elimize alıp onların dilini konuşmaya çalışmışız.İlerleyen günlerde dil sorun olmaktan çıkmış.dil, hiçbir zaman asrın sorunu olmayacaktır.
eddie vedder, society..
(özel sektör hariç.o başka bir asır.ben gerçek dünyadan söz ediyorum.hani,nefes aldığın için gülümseyebildiğin,gözlerini hiçbir detayı kaçırmak istemediğin için sonuna kadar açtığın,konforu hayati öncelikler listesinin en sonuna koyduğun,sıcaktan bunalıp bi bira açtığında tüm yorgunluğunu unuttuğun,dostla yolun ortasında deliler gibi tartışıp 5 dk sonra hangi tarafa gideceğinizin belirsizliği üzerine espriler yapıp kahkahalarla güldüğün,sorumluluklarını birsüreliğine rafa kaldırdığın,özgür olduğun,zevk aldığın,yaşadım diyebildiğin hayat.rüya efendim işte.)
Gulag Orkestar.. -fon-
2 hafta daha çabuk geçebilir miydi bilemiyorum..16ispanyalı,1fransalı,1morokkolu,2türkiyeli genç..insanoğlu, zamanın uzunluğuna ve kısalığına bakmadan sorun yaratıp çözüme ulaştırabilen bir yaratık.veyahut; zaman, insanoğlunun uzun ya da kısa algısına bakmadan içinde çözümlerini de barındıran bir sorunlar silsilesi. veyahut; siz ne derseniz o..Ben, deneyimlerin,düşünebilmenin,beklentilerin,varolanın,gerçeklerin,farklılığın,sıcağın,boşluğun,eğlencenin,havuzun ve yemeğin beraberinde nice oluşumlar getirdiğine inanıyorum.sorun yaratıp çözmeyi kimileri sever.dakikalar da kimi zaman pek süratli akar.sonuçta,ayrılırken hepimiz ağlamak üzereydik. ben kendimi çok tuttum..
3 gün barselona..gördüğüm en güzel şehir,3 gün barselonayı köşe bucak gezmeye yetti belki ancak,daha nice 3 günlere ihtiyaç vardı.ordan ayrılmak,sevgiliden ayrılmaktan beterdi.çok mu arabesk oldu bu?e öyleydi efendim ben ne diim.şehirlere aşık olmak gibi pis bir huyum var,içimdeki bu tutkuyu başka taraflara yönlendirirsem belki mutlu bi sevgili de olabilirdim.ancak pek tercih etmiyorum.şehirler insanlar kadar açgözlü ve bencil olmadığından olmalı,onlar için ödün vermekten çekinmiyorum.beni sömüren barselonanın pahalılığı diil, avrupa birliğinin vergileriydi.gördünüz mü,suçlayacak bir başka oluşum her zaman var şehirlerde.ancak bir ilişkide duyguları sömürmekle kapitalizmi suçlayamam.fikirlerimi değiştirebilecek olan biriyle sohbet etmeyi çok isterim.(ürünlerimiz değişim garantili değildir.bilginize.)
sözüm o ki, rüyamda barselonayı pek sevmişim.sonra madrid'e dönüp, chupatados oynayarak tüm günü geçirmiş, uçağa atlayıp istanbula geri dönmüşüm. gözlerimi açtığımda beyoğlundaydım. sırtımda bir çanta, cebimde beş kuruş para,elimde yıpranmış bir harita,yalnızdım.istanbul ertesi günü beni hızlı çarklarının içine alıp evirip çevirdi.3 haftalık ispanya rüyasının ardından, bürokratik işlemlerin peşinden koşup,istediğimi elde ettim.şimdi de igneadada 5-6günlük tatile devam..
uyumak ve rüyalara dalmak istemek, kültür çatışmasının bir getirisi olmalıydı. ancak bu kez o kadar da çatışmadım efendim.o kadar da yaşanılmaz bir yer diil buralar..öyleki, bu kez özledim dahi..haftaya işe başlıyorum,Nivea..güzel bir karşılama,gülümseyen güzel insanlar..umarım devamı da gülümseyerek geçecektir.gurur hissettiğim..mutluluk..huzur..rahatlık..özgürlük..motivasyon..güven..güzide duygular..
sırada Prag var, bir 3 gün dahi olsa..turist olmak güzel.
Dostun dediği gibi, 'ben yaparım. bana kimse bişey diyemez.turistim sonuçta.no hablo espanol.'
:)
dünyanın herhangi bir yerinde herhangi bir sorumluluğun olmadan yaşama fikri güzide.ancak ne denli zaman geçirirse, o denli ait oluyor insan.aidiyetle ilgili söylenecek sözler olsa da, internet kafeden yazmak yeteri kadar bunaltıcı. gidip bir bira içmeli...
espana me mata..
m.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder