solelim

Sol elimi kullanmaya başladığımdan beri, aklım karışmaya başladı. Onun bu sersem hallerini seyrederken çok eğleniyorum.



m.

sayın tanrıya kalsa

Pek fazla şiir okumasam da, cemal süreya'nın şu mısrası gözüme ilişiverdi.. böyle alaylı isyanları sevmemden mi gerek, bilemedim..

"..Sayın Tanrıya kalsa seninle yatmak günah, daha neler.."




m.

page one

Lemon jelly , page one

Imagine if you can what it is like to have no posessions at all.
Nothing. Very few people are able to imagine such a thing, to have nothing at all.
Well let us, you and I, try to imagine something a hundred times harder.
Not just to have nothing at all, but when there was nothing at all.
The very beginning of time. The dawn of history. Page one.
Nothing at all.
The earth itself with out form, and void.
Only an emptyness, formless, a dark endless waste of water.
No living thing, no plant or tree, no bird or animal.
Nothing.
This is before people. Before anything at all. A void. Sitting silent.
Still.
And then...

Nothing.

var

kafanızın içinde minik parlak lambalar yaratan eğitişimlerden sonra derler hep; sabah uyandığınızda ne hayatınızın ne de dünyanın değişeceğini zannetmeyin.

bu bir tür, motivasyonun yüksek ii bi gazsın eyvallah, ama şu kapıdan çıktığında dünya aynı dünya olucak,ona göre. zannetmeki değiştirmek kolay mevzu. ama görüyosun ki, değişmek düşünen yerlerinden başlayıp gören konuşan koku alan duyan hisseden yerlerine yansıyor. ancak bu bir süreç. aman diim, hayal kırıklığına uğrama. sabırlı ama atak ol. pes de etme. olacak. zaman ve çabayla. aman diim, bugünleri unutma.

uzun bir süreci arkamda bıraktım madem, bu gece yatmadan az evvel durup dedim ki, gün bugündür.sabah uyanmayı bekleme. hayatın senle ilgili bölümü dünyada günler aylar ve onları usanmadan kovalayan yıllar önce değişim evresine girmişti. 'süreç'. aynı işlerin sarpa sarması gibi, düzene girmesi de bir sözcük kadar.


benim zamanım doldu. bu gece ışıklar söndüğünde, hissedilen o ki,bir hayat da değişti.söylentilere göre,zamanın en büyük mutlulukları beyoğlunda boğaza karşı bir odaya dolmuş. öyle büyük bir mutlulukmuş ki, tek kişiye fazla gelmiş. odanın sahibi, bu mutluluğu alıp büyütmeye karar vermiş. geceye, bunu artık yalnız yapmayacağına dair söz vermiş. o günden sonra, mutluluk, sevgiyle büyümüş ve masmavi denizlere karışmış. deniz o kadar görkemli ve o kadar büyüleyiciymiş ki, odanın sahibi onu içeri almış. uzaktan görüldüğü gibi olmadığını o zaman anlamış. sahip, mutluluğu masmavi denizde nefes alıp vererek büyütmüş. o gece, hayat değişmiş, dünya değişmiş. en uzak şehirlerde bir başka nefes uyandığında, dünyanın kokusunu almış. o gün, değişime inanmış. değişimine, o gün kendine bir şans tanıyarak başlamış.





m.

metamorphosis

odamda kafka'nın dönüşüm'ündeki böceklerden var. kitabı bir daha okursam, belki onları öldürmemem için bir sebep yaratabilirim.


m.

rasyonellik dışı

Solaklarla ilgili bi zaafım olduğunu söylemiş miydim ?
Bi de ayaklarımı çok beğenirim.
Yeni herhangi bir kelime,söz grubu,deyim vs öğrendim mi iki gün içinde alakasız bir yerde karşıma çıkar(başlı başına bir inceleme konusu olduğuna kendimi inandırdım.tuhaf boyutlara erdi napalım.)
Kısa saç tam bana göre.
Lütfen dans edin.



m.

bedri

rakı balık yapmaya çok müsait günler içindeyiz.
akşam oldu hüzünlendim yine'yi açıp açıp dinlemenin başka bir açıklaması olamaz.


m.

fools and kings

nature boy, david bowie ve massive attack söylerken, dinlenesi..



iyi dostlar olmalı etrafta.

üzüntüyü paylaşmak basit mevzu, çoğunlukla anlatmak için anlatırız, tavsiyeler bir kulaktan girerler, arada beyne uğrarlar, ancak beyin, öyle bir vaziyeti durumdadır ki; kapısını kapatmış içeride hüngür şakırt bağır çağır kendisiyle tartışmaktadır. bu yüzdendir ki; kulaktan gelenleri bir başka kapıya yönlendirir. gelenler, bir bekleme salonuna geçtiklerini düşünürken, kendilerini bir su kaydırağında bulurlar! aniden kaymaya başlarlar. yol, diğer kulaktır ki değişkenlik gösteren bir tınıyla ışığın geldiği yöne ilerleyip, günyüzüne çıkarlar ve onyüzbinmilyonbaloncuğa karışıp buharlaşıp yokolurlar... artık ne geldikleri yer mühimdir, ne gittikleri, ne de yaşam periyotları. kimileri çok ısrarcıdır, beyinden bile daha yüksek sesle kapıyı yumruklarlar. duyurana dek. beyin kapılarını kimi zaman açar içeri buyur eder günlerce bırakmaz bazen tartışır ve tartışır kayda alınmış ses gibi durdurup durdurup tekrarlatır hepsini ölçer tartar ve biçer ağlamaya ve bağırmaya devam eder sakinleşir de zaman zaman ve sonra hepsi biter, bu içeri alınan gürültü, artık beynin bi parçası olmuştur. onu en sevdiği koltuğa oturtur, günlerce izler. gitmesini istemediği bi dosttur ses ve ilham verir hayatına. ses, yaşam periyoduna devam eder ve yaşlanmaya da... kimileri ölümsüzdür, ancak hiçbiri ilk günkü gibi diildir. o ilk günlerde koltukta sürekli espriler yapan atıp tutan asla'lı cümleler kuran büyük kahkahalar atan gürültü bulutu, zamanla bilgece bir durgunluğa bürünüverir. kimisi vakti dolduğunda ölür, kimi ölmek için beyni bekler, kimi bigün kapı dışarı edilir su kaydırağıyla başlayan hazin sona doğru, kimisi en sevdiği koltuğu birine kaptırır, kimi evlenir koltuğa sığmaz. Sözüm o ki, zamanında ölçülüp biçilip fikre dönüştürülüp benliğe katılan tavsiyeler silsilesi, hayat devri süresince devinim içindedir. İnsan, devinim içinde olmalıdır. Bu yüzdendir fikrin tavrı tutumu. değişir, değişmelidir. yeni sesler ve görüntülerle..

Bir tavsiyenin serüvenini dinlediniz. Şimdi konumuza geri dönüyoruz.

İyi dostların üzüntülerle pek ilgili olmadığını düşünmekten kendimi alıkoyamam, pardon. Zor olan mevzu, sevinmektir efendim. bir kimse karşınıza geçip gözlerinin içi gülerek, dudakları gülümsemekten bir çizgi haline dönesiye, elleri kolları ve parmakları havada anlamsız daireler çizerken, zıplama efektine yakın bir biçimde dizlerinin üzerinde sallanırsa ve size bir kere bile takılmadan o an yaşadığı en büyük mutluluğu anlatırsa, buna en az onun kadar sevinmektir zor olan efendim. yani, beynin tüm kapıları açıkken, çoğu kapıdan kafasını uzatıp sinsi bakışlar atarak keyif kaçırma planları yapar iken, odaya girip dans etmektir mutluluk paylaşmak. bağıra bağıra şarkı söylemektir, zıplamaktır, sarılmaktır, öpmektir, sonra yeniden dans etmektir. kapıda dakikalarca dikilip giriyorsa içeri birileri, beyin tüm mutluluk sarhoşluğuna rağmen o gün hisseder. anlar.. mevzu bundandır ki; dans etmek, şarkı söylemek, zıplamak ve bağırmak dost beyinle yapıldığında pek hoş olur. giderek kalabalıklaşan ve müziğin ritmini arttırdığı harika bi partidir olan. tuhaftır, kimileri bu partiyi maskeli balo sanıp kapının önünde tuhaf kıyafetleriyle eğlenir görünürler. bu yüzdendir ki, kapıları sonuna kadar açık bi kapıya girmekten çekinen seslere dikkat etmek gerek. içeridekiler dosttur bana. öyledirler.

Dostlar üzülünce üzülürüm ki, napsam da geçse bu hali, die düşünür dururum. sesimi kulaklarına gönderirim de, çığlıklarla diğer kulaktan gökyüzüne uçtuklarını gördüğümde devam etmem.. isterim ki ayağa kalksın ve silkelensin. dimdik dursun ve gülümsesin. hayatta başka değerlerin olduğunu görsün. yarattığımız minik ve kurmaca dünyalarımızın bir balık akvaryumundan farklı olduğunu anlasın, koşsun koşsun koşsun ve sonunda özgür olsun.. dertler ve tasalar, insanlar ve hayvanlar, doğrular ve yanlışlar, yargılar ve karmaşalar, düşünceler ve kavramlar peşini bıraksın ve hayatın renkli yönüne dokunsun. unutsun, atlatsın, mutlu olsun...

Belki de çünkü, meltemin beyni işitsel değil, görsel iknalara açıldığından. yaşamak, en etkin yol olduğundan, buna inancından. yargılanmaktan hiç hoşlanmadığından. bir de, mutlu edince olanlardan.

iyi dostlar hep olmalı. farklı şehirlerde. özlediğin insanlar olmalı etrafta. deliler gibi gülmelisin, çirkince ağlamalısın, ya da arada bi sıkıntıdan susmalısın, sonra seni tutup kolundan 'hadi gidiyoruz,toparlan!' dediğinde şüphe diil merak duyarak onu takip etmelisin, bir süre sonra yola çıkma sebebini bile unutup koşarken suratına bakıp bi gülümsemen yeterli olmalıdır ona, çünkü gülümseyince gülümsetebilmeli insan.

iyi dostlar vardır yok değil.
hırsların,
kıskançlıkların,
bencilliklerin,
dolduruşların,
yalanların,
onları alıp götürmemesi dileğiyle..



aksi taktirde, yaşanılmaz buralarda efendim. bayılırız sıcaklardan. ölürüz uykusuzluktan ve ağlarız yalnızlıktan.





m.

off! böcek

Off!
Sinekkovar Losyon
Uçan haşereyi sizden uzak tutar
100ml


Yarın hava sıcaklığı 45 derece olacak. Hissedilen 53 derece. Lütfen evlerinizden dışarı çıkmayınız.


Servis sabah 7.00'da McDonalds'ın önünden alacak sizi.


Geceleri çok sıcak ve sivrisinekler var, camı açınca içeri girip beni yiyorlar öyleki bitiyorum, camı açmayınca da yarım saatte bir kabus görmüş gibi birden zıplıorum sırılsıklam, sıcaktan. Bi de uyumam lazım erken kalkmak lazım. Neyseki off aldım,kontakt lensten sonraki en iyi icat olabilir.

bütün camlar açılsın, bu gece uyuyorum!

sivrisinek,
yavrum,

neden varolduğunu hiç anlamadım.yine de bunu dert etmiyorum.yaşa.ama biliosun gece yemek yemek hoş bi tutum diil.üzülürsün.beni diil kimseyi yeme.bu gece buna kalkışırsan, seni zehirleyeceğimi çekinmeden söylüyorum.artık yeter.yine de seni anlamaya çalışıyorum.sinekkovar losyonun, insankovar versiyonu tartışmalı olabilirdi.ama sen bunu hakkettin.ben uyuyorum.senin de çıkman için tüm pencereler açık.burdan lütfen..saygılar.


uykusuzluk neler yaptırıyor insana.


m.

Bella Ciao

Haftada birkaç öğün, Goran Bregovic ve Modena City Ramblers dan Bella Ciao yu dinlemek ruha iyi geliyor efendim. Bırakın, gidelim!


m.