fools and kings

nature boy, david bowie ve massive attack söylerken, dinlenesi..



iyi dostlar olmalı etrafta.

üzüntüyü paylaşmak basit mevzu, çoğunlukla anlatmak için anlatırız, tavsiyeler bir kulaktan girerler, arada beyne uğrarlar, ancak beyin, öyle bir vaziyeti durumdadır ki; kapısını kapatmış içeride hüngür şakırt bağır çağır kendisiyle tartışmaktadır. bu yüzdendir ki; kulaktan gelenleri bir başka kapıya yönlendirir. gelenler, bir bekleme salonuna geçtiklerini düşünürken, kendilerini bir su kaydırağında bulurlar! aniden kaymaya başlarlar. yol, diğer kulaktır ki değişkenlik gösteren bir tınıyla ışığın geldiği yöne ilerleyip, günyüzüne çıkarlar ve onyüzbinmilyonbaloncuğa karışıp buharlaşıp yokolurlar... artık ne geldikleri yer mühimdir, ne gittikleri, ne de yaşam periyotları. kimileri çok ısrarcıdır, beyinden bile daha yüksek sesle kapıyı yumruklarlar. duyurana dek. beyin kapılarını kimi zaman açar içeri buyur eder günlerce bırakmaz bazen tartışır ve tartışır kayda alınmış ses gibi durdurup durdurup tekrarlatır hepsini ölçer tartar ve biçer ağlamaya ve bağırmaya devam eder sakinleşir de zaman zaman ve sonra hepsi biter, bu içeri alınan gürültü, artık beynin bi parçası olmuştur. onu en sevdiği koltuğa oturtur, günlerce izler. gitmesini istemediği bi dosttur ses ve ilham verir hayatına. ses, yaşam periyoduna devam eder ve yaşlanmaya da... kimileri ölümsüzdür, ancak hiçbiri ilk günkü gibi diildir. o ilk günlerde koltukta sürekli espriler yapan atıp tutan asla'lı cümleler kuran büyük kahkahalar atan gürültü bulutu, zamanla bilgece bir durgunluğa bürünüverir. kimisi vakti dolduğunda ölür, kimi ölmek için beyni bekler, kimi bigün kapı dışarı edilir su kaydırağıyla başlayan hazin sona doğru, kimisi en sevdiği koltuğu birine kaptırır, kimi evlenir koltuğa sığmaz. Sözüm o ki, zamanında ölçülüp biçilip fikre dönüştürülüp benliğe katılan tavsiyeler silsilesi, hayat devri süresince devinim içindedir. İnsan, devinim içinde olmalıdır. Bu yüzdendir fikrin tavrı tutumu. değişir, değişmelidir. yeni sesler ve görüntülerle..

Bir tavsiyenin serüvenini dinlediniz. Şimdi konumuza geri dönüyoruz.

İyi dostların üzüntülerle pek ilgili olmadığını düşünmekten kendimi alıkoyamam, pardon. Zor olan mevzu, sevinmektir efendim. bir kimse karşınıza geçip gözlerinin içi gülerek, dudakları gülümsemekten bir çizgi haline dönesiye, elleri kolları ve parmakları havada anlamsız daireler çizerken, zıplama efektine yakın bir biçimde dizlerinin üzerinde sallanırsa ve size bir kere bile takılmadan o an yaşadığı en büyük mutluluğu anlatırsa, buna en az onun kadar sevinmektir zor olan efendim. yani, beynin tüm kapıları açıkken, çoğu kapıdan kafasını uzatıp sinsi bakışlar atarak keyif kaçırma planları yapar iken, odaya girip dans etmektir mutluluk paylaşmak. bağıra bağıra şarkı söylemektir, zıplamaktır, sarılmaktır, öpmektir, sonra yeniden dans etmektir. kapıda dakikalarca dikilip giriyorsa içeri birileri, beyin tüm mutluluk sarhoşluğuna rağmen o gün hisseder. anlar.. mevzu bundandır ki; dans etmek, şarkı söylemek, zıplamak ve bağırmak dost beyinle yapıldığında pek hoş olur. giderek kalabalıklaşan ve müziğin ritmini arttırdığı harika bi partidir olan. tuhaftır, kimileri bu partiyi maskeli balo sanıp kapının önünde tuhaf kıyafetleriyle eğlenir görünürler. bu yüzdendir ki, kapıları sonuna kadar açık bi kapıya girmekten çekinen seslere dikkat etmek gerek. içeridekiler dosttur bana. öyledirler.

Dostlar üzülünce üzülürüm ki, napsam da geçse bu hali, die düşünür dururum. sesimi kulaklarına gönderirim de, çığlıklarla diğer kulaktan gökyüzüne uçtuklarını gördüğümde devam etmem.. isterim ki ayağa kalksın ve silkelensin. dimdik dursun ve gülümsesin. hayatta başka değerlerin olduğunu görsün. yarattığımız minik ve kurmaca dünyalarımızın bir balık akvaryumundan farklı olduğunu anlasın, koşsun koşsun koşsun ve sonunda özgür olsun.. dertler ve tasalar, insanlar ve hayvanlar, doğrular ve yanlışlar, yargılar ve karmaşalar, düşünceler ve kavramlar peşini bıraksın ve hayatın renkli yönüne dokunsun. unutsun, atlatsın, mutlu olsun...

Belki de çünkü, meltemin beyni işitsel değil, görsel iknalara açıldığından. yaşamak, en etkin yol olduğundan, buna inancından. yargılanmaktan hiç hoşlanmadığından. bir de, mutlu edince olanlardan.

iyi dostlar hep olmalı. farklı şehirlerde. özlediğin insanlar olmalı etrafta. deliler gibi gülmelisin, çirkince ağlamalısın, ya da arada bi sıkıntıdan susmalısın, sonra seni tutup kolundan 'hadi gidiyoruz,toparlan!' dediğinde şüphe diil merak duyarak onu takip etmelisin, bir süre sonra yola çıkma sebebini bile unutup koşarken suratına bakıp bi gülümsemen yeterli olmalıdır ona, çünkü gülümseyince gülümsetebilmeli insan.

iyi dostlar vardır yok değil.
hırsların,
kıskançlıkların,
bencilliklerin,
dolduruşların,
yalanların,
onları alıp götürmemesi dileğiyle..



aksi taktirde, yaşanılmaz buralarda efendim. bayılırız sıcaklardan. ölürüz uykusuzluktan ve ağlarız yalnızlıktan.





m.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder